Kirazmı - Armutmu |Recep mi - mi Raşit mi | Sıcakmı - Sogukmu |

2017-04-21 20:09:00
Kirazmı - Armutmu |Recep mi - mi Raşit mi | Sıcakmı - Sogukmu |  |  görsel 1


Kirazmı - Armutmu |Recep mi - mi Raşit mi | Sıcakmı - Sogukmu | Mehdi mi - Deccal mi



(Kar©glanin 20 Nisan 2017 Vaazi)






لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 286. ayet


---oOo---
Ebû Amr Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:


Birgün erken vakitlerde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in huzurunda idik. O esnada, kaplan derisine benzeyen alaca çizgili elbise veya abalarını delerek başlarından geçirmiş ve kılıçlarını kuşanmış, tamamına yakını, belki de hepsi Mudar kabilesine mensup neredeyse çıplak vaziyette bir topluluk çıkageldi. Onları bu derece fakir görünce, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’ in yüzünün rengi değişti. Eve girdi ve sonra da çıkıp Bilâl’e ezan okumasını emretti; o da okudu. Bilâl kâmet getirdi ve Allah Resûlü namaz kıldırdı. Daha sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hutbe irad etti ve şöyle buyurdu:


“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir” [Nisâ sûresi (4), 1].


Sonra da Haşr suresinin sonundaki şu âyeti okudu:


“Ey iman edenler! Allah’dan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın” [Haşr sûresi (59), 18]. Sonra:


“Her bir fert, altınından, gümüşünden, elbisesinden, bir sa’ bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka versin; hatta yarım hurma bile olsa sadaka versin” buyurdu.


Bunun üzerine ensardan bir adam, ağırlığından dolayı neredeyse kaldırmaktan aciz kaldığı, hatta kaldıramadığı bir torba getirdi. Ahali birbiri peşine sökün edip sıraya girmişti. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’ in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu. Sonra Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:


“İslâm’da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayırılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey noksanlaşmaz.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Zekât 69. Ayrıca bk. Nesâî, Zekât 64 )


İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Haksız olarak öldürülen her kişinin kanından bir pay, Âdem’in ilk oğluna ayrılır. Çünkü o, insan öldürme çığırını ilk başlatan kişidir.”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Cenâiz 33, Enbiyâ 1, Diyât 2, İ’tisâm 15; Müslim, Kasâme 27. Ayrıca bk. Tirmizî, İlm 4; Nesâî, Tahrim 1; İbn Mâce, Diyât 1 )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Harf Bazinda Siralamada "RA" mi önce gelir yoksa "RE" Mi
iyilermi önce gelir kötülermi, sag mi üstünlüklü? sol mu? trafikde bile sagmi üstünlüklü sol mu? ALLAH Kurani Kerimde iyilermi üstün gelecek diyor, yoksa kötülermi diyor, Peki O zaman bu secimde Recep Bey Galip geldiyse , Recep bey, iyilerden, sag parti ve üstünlerdenmi demek oluyor? oyunu kuran, kagitlari ayarlamiş ve bütün kozlar ondan yana, ve ona geliyorsa, bu oyun adil degil, cünkü sen kagitlari kurdunda, öyle oynuyon oyunu be azizim. Madem oyun oynamak istiyon, o zaman akişini birak oyunu, ve kagitlari kurma, bakalim kime koz gelecek, kime as, kime vale. Ve senveya birisi oyunu kurdunuz ve sen sag partidensin, ve hile ve cebren oyunu kazandin görünüyon, peki eger iyiler galip gelcekdiyse, sen nerden galip geldin. Allah ve kuran sanki yalan dedirtmeye calişan gavura hizmet ediyon ey gafil Recep bey. sen istersen yahudi ol, ister ermeni farketmez, seninde bir Allahin var ise, sana bu seneryoyu yazan, "allah mallah hikayedir, yalandir." dedirtmeye calişiyor, cünkü yeryüzüne iyiler galip olacak derken, sen hile yapipda, iyilerden olmak, oy calan para calan iyi olmak cünkü RE-CEP- CEP azizim CEP yani cep hirsizi, öldüren iyi, döven iyi, rüşvetci iyi , bilmem dikdatör iyi olunmaz. iki ZIT bir arada bulunmaz, ya gece vardir ya gündüz,ya ak ya kara, obama gibi gri vakti bitti,akşam karanligi bitti, muglak vakit bitti, iyimi kötümü, siyami beyazmi vakti degil artik bak dünya baharini yaşarken, baharda siyah ve beyazin dişinda binler renk, neşvi neva bulurken, binler güzel semiz hayvanlar, binler güzel hasen bitki ve riziklar lokmalar, binler güzel saten ipek keten sentetetik ve pamuklu elbiseler, binleer güzel binekler, atlar arablar devler ucaklar füzler gemiler yatlar , binleer güzel güzel meskenler katlar, villalar tower ler gökdelenler, kerpic evler, agac evler, taş binalar, kiremit binalar, beton binalar, demir binalar, şarkiler türküler, filimler dizilar sinamalar, resimler fotograflar garfikler, intenertler bilgisayarlar, kagitlar kürekler,..... ve cennet gibi bahar gibi yediveren olmuş dünyada sana da yer var banada , cingenlik edip, cingenin cingenden köy kiskandigi gibi, yer kapmaya kalkma, ve ahmak olma. sen eger görmüyorsan kimin hatrina bunlar, ve öyleki eger sen gibi karanlik adam olup da kazananlarin yaninda, Hz isa gibi Kişin ortasinda dogan ocagin birinde ve iyilerden olmasina ragmen, dünyada iken kaybedenlerden olan isa varken, Hz iSA kötülerdenmiydiki, adam kaybednelerden olduda, carmihda adami Linc etmeye kalkdilar, cükünü kesesiye gitdiler. Yoksa isa ve Mehdi iyilerden degilde kötülerdenmiydide hep kaybedenleri oynuyorlar bu ikisi. GECEMi ÖNCE GELiR GÜNDÜZMÜ. bizim dinimiz Perşemba akşamina "CUMAYI Akşami" Demiş, yani gece önce geliyor gündüz sonra assolistler sahneye en son cikar azizim. ve sen gece burclu yani kiş burclusun Wikipediada yazan dogruysa senin tevellüt"(26. Februar 1954 in Istanbul)" gösteriyor, Kişin dibi gösteriyor, karanligin dibi, sondan üc gün önce, ve evet bu sebeble ahirzamanda, mehdi vaktinde, sonda dogdun, yani kiyametten üc gün önce dogdun, büyk gün bazinda, kiyametten üc gün önce dünyaya geldin, ve karanliksin, ve vaktin ahir zaman ve karanlik vakti, ve Hz isada öyleydi oda gece karanlik vaktinin, yani kar kiş kiyametin adamiydi, oda Mehdiden önce geldi dünyaya, sende mehdiden önce dogan, ve önce gelensin, amma gece ve önce gelmene ragmen üstün olan degilsin. yazmi önce gelir yoksa, Baharmi önce, sonbaharmi yoksa KIŞMI, eger üstün olan, evla olan, gecerli olan Hz. Mehdi ise, mehdi sicak burclu olmali, yada bahar burclu olmali ki önce gelsin ve üstün olsun sen önde olmayi yanliş anlayip erken dogansin, oysa o........, peki recep bey ne burclu acaba, hem winter olup, hem soguk olup, birde işde böyle Mehdinin vaktinin ikbharinda yazinda hile yapipkagitlari kurupda galip gelirsen, tabiki bahardada yazda da kar yagar, havalar buza ceker, ve iman güllerini soguk vurur. şayet deccal galip gelseydi dünyada, tabiki acan güller solardi, iman eden kalmazdi, ama Allah yüce kitabimiz kuranda, kendi kelami ile diyorki



وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yeryüzüne, muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 105

ve yine NUR suresindede



وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Vaadallâhullezîne âmenû minkum ve amilûs sâlihâti le yestahlifennehum fîl ardı kemâstahlefellezîne min kablihim, ve le yumekkinenne lehum dînehumullezîrtedâ lehum ve le yubeddilennehum min ba’di havfihim emnen, ya’budûnenî lâ yuşrikûne bî şey’en, ve men kefere ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekilerini sahip ve hakim kıldığı gibi onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için hak dini seçtiğini (İslam’ı) onların iyiliğine yerleştirip, koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vaat etti. Çünkü onlar bana kulluk ederler, hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkar ederse, işte artık fasık olan onların kendileridir.

Sadakallahul Aziym NUR Suresi 55. ayet

Allah bizimle oynuyormu, Tavşana kac taziya tut diye, sanki Allah bir cocuk ve üstünde oturdugu halinin üstünde oyuncaklari ile oyun kurup, sanki tomofil süren bir cocuk allah varda " bmvuuuuu düdüdüd, cekil yoldan deyip, birilerini carpiyor, birelerini hastaneye götüren abülans oyuncagi var, bir yerde savaşan asker oyuncaklari var, yaninda kiz arkadaşininda bir yerde barbi bebekleri var, bir yerde ok atan kizilderereli oyuncaklari var, onlarla istedigi gibi oyunuyor, bir yerde de konuşan papagani var falan filanmi saniyorsunuz.


"ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn." yeryüzüne salih kullar hakim olacak diyor, yeryüzünün mirasini salihler alacak diyor Allah. ve bu adam soguk karanlik ve hemde KIŞ mevsiminin tamda dibiyken, bir de iyi gözüküp sicakmiş gibi davranmasi yutturmacadir, ve ancak hile ve cebren elde edilmiş iktidar sahibidir, dünya elbet bu ve bu gibilerin elinden, en sonunda alinip, o salihlere verilcekdir, rabbimizin vaadi var cünkü. vaazimizin başliginda önce raşitmi yazilcak yoksa recepmi, neden degiştiriyorum, farkedesiniz diye anladinizmi. önce recp raşit yazdim, şimdi ise Raşit Recep yaziyorum, siz artik hangisi önce gelcek hangisi sonra , hangisi üstün yahut dah faziletli, hangisi mehdi, ister harflerden, ister amelinden, ister isminden, recepmi üstün yoksa RE mi RA ve aynen recepden sonra gelen ramazanmi acaba sonda gelen. Deccal da ahirzmanda gelecek dünyaya, Mehdide ahirzamanda gelecek olan, amma Ahirzamanda önce mehdi gelip, decalmi onun elinden alip dünyaya hakim olcak, yoksa önce deccal dünyaya hakim olupda, mehdi mi onun elinden geri alacak bir tefekkür ediniz. Varsin onlar kendilerinin kazandigini sanadursunlar, gercek Assolist en son cikacakdir sahneye.



يَهْدِي بِهِ اللّهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلاَمِ وَيُخْرِجُهُم مِّنِ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِهِ وَيَهْدِيهِمْ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ


Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum minez zulumâti ilân nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın mustakîm.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

burdaki "yehdi" kelimesini "mehdi" diye okursak

Allah Mehdi ile onun Rizasina uygun hareket edenleri Selamete iletir, ve insanlarda onun izni ile Hidayet bulup karanlıktan aydınlığa giden, dosdoğru bir yola ulaşirlar.

Sadakallahul Aziym MAİDE Suresi 16. ayet



أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَى تَقْوَى مِنَ اللّهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ أَم مَّنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَىَ شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

E fe men essese bunyânehu alâ takvâ minallâhi ve rıdvânin hayrun em men essese bunyânehu alâ şefâ curufin hârin fenhâra bihî fî nâri cehennem(cehenneme), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem ateşine giden kimse mi? Zalimliğe (devam eden) topluluklar Allah’ın hidayetine eremezler.

Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 109. ayet



يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُ وَالَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ

Yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyli ve sahharaş şemse vel kamere kullun yecrî li ecelin musemmâ(musemmen), zâlikumullâhu rabbukum lehul mulku, vellezîne ted’ûne min dûnihî mâ yemlikûne min kıtmîr.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

(Allah), geceyi gündüzün içine, gündüzü gecenin içine sokar. Güneş’i ve Ay’ı emri altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana kadar akar (yörüngelerinde dönerler). İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir. Mülk, O’nundur. O’ndan (Allah’tan) başka taptıklarınız, bir kıtmire (hurma çekirdeğinin zarına) bile malik değildir.

Sadakallahul Aziym FÂTIR Suresi 13. ayet



فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى الرَّحْمَنِ عِتِيًّا ثُمَّ لَنَحْنُ أَعْلَمُ بِالَّذِينَ هُمْ أَوْلَى بِهَا صِلِيًّا وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا كَانَ عَلَى رَبِّكَ حَتْمًا مَّقْضِيًّا ثُمَّ نُنَجِّي الَّذِينَ اتَّقَوا وَّنَذَرُ الظَّالِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا

Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyâtîne summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyyâ. Summe le nenzianne min kulli şîatin eyyuhum eşeddu alâr rahmâni ıtiyyâ.Summe le nahnu a’lemu billezîne hum evlâ bihâ sıliyyâ. Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ. Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

68. Rabbine andolsun ki biz onları (öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirleri) şeytanları ile beraber elbette ve elbette mahşerde toplayacağız. Sonra onları muhakkak cehennemin etrafında dizleri üstü hazır bulunduracağız (ki cennetlikleri görüp hasret çeksinler.)

69. Sonra her zümreden Rahmân'a karşı en ziyade isyankâr hangileri ise, muhakkak ayırıp atacağız.

70. Sonra o cehenneme atılmaya layık olanların kimler bulunduğunu elbette biz daha iyi biliriz.

71. İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere, mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

72. Sonra Allah'dan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız."

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 68, 69,70,71,72. ayet



İmam Ahmet İbni Mes’ud, Efendimizden rivâyet ettiği bir hadislerinde

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bütün insanlar oraya gelir. Ondan sonra da herkes ameline göre oradan ayrılır."

( Hadis-i Şerif )

Yine İbni Mesud'un rivâyet ettiği başka bir hadislerinde de

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Orada insanlar ateşin etrafında ayakta dururlar. Daha sonra amellerine göre kimisi şimşek gibi, kimisi rüzgar gibi, kimisi kuş gibi, kimisi de en hızlı giden deve gibi hızlı geçip gider. Kimisi koşar, nihâyet onlardan en son gelecek kişinin ışığı baş parmaklarının ucunun bulunduğu yere varacaktır. İnsanlar oradan geçerken sırat sağa sola meyledecektir. Sırat oldukça kaygan ve kaydırıcı bir zemindir. Onun üstünde deve dikeni gibi dikenler vardır. Etrafında da melekler durmaktadır. Bu meleklerin yanında ateşten kancalar vardır. Melekler onlarla, onları yakalarlar.”

( Hadis-i Şerif )

Eger bunu bizim şu VARSAYIMIMIZLA yorarsak güneşin icinde cennet varsa , veya cennete güneşin icinden geciliyorsa, herkes o delikden gecipde cennete varcak ateşden gecipde, öyle olunca ordan yanmdan gecen olmaz, ve öyle olunca orda yaninca, mikrop diye birsey oraya gecemez, yanmiş olur cünkü, amma müminler nasil yanmadan gececek peki?

portakal mandalina icine kurt kabul etmez, cünkü kabugu acidir asitlidir.
eger portakalin icinede kurt girerse, hani dedikya, karpuz ve hiyar gibi soguk tabiatli yiyecekler pişmez dedik, pişirdi bizimle savaşan ahmaklar, aşerei mübeşşere denen 10 kişi cennetlikdir, onlar yanmaz dedik diye, onlari o soguk tabiatli yiyecekleride kaynatip yakdilar pişirdiler, ama işde portakal kurt kabul etmez, yarin bunun icine kurt sokmanin yolunu da arayacaklardir belkide, neden? cünkü bize muhalefet partiligi yapmak icin.
ip ne yine ip ne kafir yine kafir, cünkü deccal ise ezelde belli zaten, o ip ne nin deccal olacagi, her düzeni bozmaya kalkacagi belli, kim oldugu, nerde oldugu, ne zaman dünyaya gelecegi, neler yapacagi belli zaten.
işde yine kadin yumurtasida yabanci bir nesneye, veya yabanci bir döle kapiyi acmaz, ancak insan dölüne kapiyi acar, ve ordan yumurtaya, yani güneşe dahil olan bir tohum ancak, insan olup kaderinde varsa dogabilir, yine yumurtada sicaklik cok yüksekdir.
Yani velhasil ateş görmeden dogan olmaz, cünkü tavuk yumurtasi bile, beli sicakliga ulaşinca civciv cikarir, yani cehennem ve ateş, öyle olunca yine süt, yogurta ancak, sütü belli derece istirsan, yahut inegin memesinden cikdigi sicaklikda, hemen sogumadan mayalarsan yogurt olur, yani yine sicaklik lazim, yani cehennem görmeden olmaz, ve o ayet oraya varmayan olmaz ayetini ve hadisi bütün bunlar ispat etmekdedir.

(Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Cehennem ateşinden uzaklaştırılıp Cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur.)

[Âl-i İmran 185]

(Allahü teâlâ iman sahiplerine, Cehennemde, günahları kadar azap eder. Sonra imanları sebebiyle ebedi olarak Cennete sevk eder.) [Ebu Nuaym]

(Cehennem ehlinin bir kısmı ne ölür, ne azaptan kurtulur, ne de hayata kavuşur. Bir kısmı da, ölür kömür halini alır. O zaman şefaat izni çıkar. Onlar Cennet kıyılarına kadar getirilir, Cennet ehline “Bunları hayat ırmaklarında yıkayın” denir. Yıkandıktan sonra yeni bitmiş taze ot gibi hayat bulurlar.) [Müslim, İbni Mace, Darimi]

(Tevhid ehlinden bazıları günahları sebebiyle Cehenneme girince, puta tapanların onlara, “Allah’a inanmanız size yarar sağlamadı” demeleri üzerine, Allahü teâlâ gazap eder. İman ehlini Cehennemden çıkarıp hayat ırmağında yıkatır. Temiz halde Cennete girerler.) [Ebu Nuaym]

(İyi kötü herkes Cehenneme girer. Yalnız mümine, serin ve selamet olur, İbrahim’e ateşin serin olduğu gibi. Allah takva ehlini kurtarır, zalimleri ise orada yüzüstü bırakır.) [İbni Mace]

(Şefaat etmeye devam ederim ve şefaatim de kabul olunur. Ya Rabbi lâ ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyen herkese şefaatimi kabul et derim. Böylece zerre imanı olan hiç kimse Cehennemde kalmaz.) [Deylemi]

(Sayısız insan Cehenneme girer. Bana da şefaat izni verilir. Secdeye kapanıp şefaat isterim. O zaman “Kaldır başını, şefaatin kabul olundu” buyurulur.) [Taberani]



(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.) [Buhari]

(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır" buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana "Ümmetinden ihlâsla bir defa "La ilahe illallah" diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]

(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.) [Taberani]

(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok sevenin, Sırat köprüsünden geçerken ayağı kaymaz.) [Deylemi]

(Cehennem ateşi müminlere der ki: Ey mümin, üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi söndürüyor.) [Taberani]

--------------

Tasavvuf ve FIKIHIN arasindaki fark
FIKIH ve ahkam, dinin hükümleri, aynen bir masa gibi sabittir, Tasavuf ise onun üstüne konulan bardak, bicak, ekmek, peynir, caydanlik gibi sabit olmayanlardir. her ne kadar masa sabitsede, oda gerektiginde yerinden alinip başka köşeye konulabilir, ve yine caydanlik ,bicak, ekmekde yerince yine masaya koyunca sabitesi vardir, ve bir hacmi ve cürmü vardir, amma masaya koyulan ekmek yine yenmek icin oldugu icin, bir kac dakika masada kalir, ve sonra yenilip, bu sefer başka bir sabiteye gecmiş olur.
Tasavvufun hükümleride böyledir, her an bir üst veya bir alt sabiteye yolculuk halindedir. ama yeri gelir demir kadar sabit olabilir.

------------------
İmam Beyhakî Medhal’de İbni Abbas’tan şu meâlde bir hadis rivayet eder:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ashabım semadaki yıldızlar gibidir. Hangisinden hadis alırsanız, doğruyu bulursunuz. Ashabın ihtilâfı sizin için rahmettir.”

(el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I/64; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, I/210-212)

Yine Beyhakî aynı yerde şu hadise yer vermektedir:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Muhammed’in (a.s.m.) Ashabının ihtilâfı Allah’ın kulları için bir rahmettir.”

Aynı meâldeki hadisin varlığını, Taberânî, Deylemî, Ebû Naîm, ez-Zerkeşi, İbni Hacer gibi hadis âlimleri de belirtirler.


Dinde farkli görüşlerin olmasi ve bunun bereket kabul edilmesine gelince AKLI KÜL ü dönen bir silindir veya küre olarak kabul edersek, ve bir sulai ve fikrimizi ona firlatip, cevap almak icin geri dönmesini isteyince, o döndügü icin, ona carpan her fikiri, ayni dönen carkin etrafina carpan taş gibi, bir başka yöne savurcakdir. dönme hizina ve carptigi noktanin kavisine, veya oranin ücgenmi, daireselmi, yahut köşegenmi oluşuna göre, oraya carptikdan sonraki firlayacagi yeri tespit edeer, amma her carpan farkli bir yöne gidecekdir, nadiren ayni yöne, ve fakat yinede tam ayni noktaya düşen cok azdir, işde bir ahkami birisi bakar, ve akli külden, o konuda ona gelen sinyal ,ayri bir yöne onu yöneltir bir digerini yine başka bir yöne yöneltir, ve fakat hepside, o akli külden ivme ile geri dönüş yapmiş olur, bazilari mesala attgi taşin saga düşmesini istesede, belki o kazandigi ivme ile sola düşcekdir, yani hepsi bereket hepsi berekettir, o yüzden yagmur taneleri olukdan muslukdan akar gibi degil, herbiri farkli noktaya düşer, ve bunlarin süre icinde ki tekarlari ile, yerde kuru yer kalmaycak kadar islanir, amma yine, her tane ayri bir yönde ve ayri noktadadir.

-------------------
TENASÜH MESELESi

yani ruhlarin tekrar yeni bir beden bulmalari ve, yine Allah in bazi kullarda teceli etmesi meselesi, yani bir adet bardak ve ton(toprak) fincan, bir bütün ve fakat bardak binler kum ve toz tanesinden oluşuyor, yine kendi capinda sapi olabilir, tabani var, agzi var yani parcalardan ve parcaciklardan oluşuyor, ve öyle olunca şimdi dünyada geri dönüşüm diye birşey başlattilar (Recycling) halbuki o zaten Allahin dogaya koydugu yasasi idi, cünkü agaclar her sene yaprak verir baharda, sonbahrda da döker, ve bunlar eger geri dönüşüp toprak olmasaydi, dünyada yapraklarin hakkindan gelemezdik, her yer cöp ve yaparak olur kalirdi, ve işde yaprak cürüyor, toprak oluyor, ve sonra tekrar agac onu su ile emip tekar yaprak yada meyva oluyor, amma ayni agacda toplandi haşroldu yeniden, amma başka agacda, farkedermi, Allah elbet her sene yeni yaprak yapmaya kadir, herkese ayri ruh vermeye kadirdir, ancak işde, aynen yapragin cürüyüp başka dalda yaprak olmasi gibi, bir başka baharda başka agacda, yada meyvada olabilir degilmi, ve hepsini sevkeden yine Allahdir. yine yagmur tanecik, bulut bütün, ve bulut demir kadar sabit degil, ve elini icine sokabilirsin, habuki parcalardan oluşuyor, ve fakat ona ragmen bir bütün, amma işde yagmur olunca başka bir bedene dogru yol aliyor demek degilmi, yagmurdan olma su ictin sen, sonra ciş oldu dökdün, ve yine onu da receycling eden tabiat ana, yine onu bir göle pinara yolladi, sonunda buhar oldu, yine bulut oldu, sonra başka bir köye yagdi, ve başka bir bedene girdi degilmi, bunu böyle yapan neden ruhlari böyle yapmasin degilmi,bu ne acizlikdir nede bu israf degildir, allah israfi sevmez pintiligide sevmez .

--------------------
ULUL EMRE ITAAT HUSUSU

Bunu şu misal ile anlatalim : ulul emre itaat te sanki bir orduya "saga dön" deyip hepsi saga, "sola dön" soladöner, yine dur deyince durcak, yürü deyince yürüyecek, tamam anladikda kardeşim. yine yukarda anlattigimiz gibi, beden bütün, ve kol bedenin parcasi, göz parcasi, dil parcasi, akil parcasi, yani parcalardan oluşmakda, yani öyle olunca, gözünle youtbeden bir klibi seyrederken, agzinlada ayni anda şarki söyleyebilirsin, ve yine o sirada elinlede tesbuih cekiyor olabilrsin, yine ayaklarinlada ritim tutuyor olabilirsin, bunlarin ayri ayri fonksiyon göstermesi, beden ve aklin hakimiyetini bozarmi? bozmaz yine daha önceki vaazdaki gibi trampet takimi ve ritim ve ve tören gecidi meselesi, yine Raşidi zikrini cekerken dedikki televizyon seyrederkende zikir edebilirsin dedik, carşida sebze almaya calişirkende zikir edebilirsin, işde de aşdada zikiredebilirsin, cünkü dilin ve aklin zikretmesine, ayaklarin yürümesi mani degil, ve zikir auranin güclenmesi icindir, ve latif parcalarinin cogalmasi, ve onlarin yayilarak hiseteme gücünün uzaklardakileri hissetmeni saglamasi icindir. mesela televizyonda canli yayinda ahmet amca olsun, ve ahmet amcanin aurasi o kdar cogalsinki, mehmet amcanin evinde o seyrederken, onun parcasinin ona dokundurdugu bilgi ve soruyu hissedebiliyor olsun, yani insan dokununca hisseder, sicak soguk, sert yumuşak bilir degilmi, ve ruh bedeninde zikir ile böyle hassasiyet kazanir. ve denirki işde bazi evliyalara mezarinin kirk fersah yakinina kadar şefaat yetkisi verildi, ne demek bu, yani aurasi ruhu kirk fersah büyümüş, yani yine Hz. Muhammed "nerede olursaniz olun, bana salavat getirin, ben onu alip cevaplarim dedi" yani güneşin aurasi bütün dünyaya ulaşmakda, heryeri sarip sarmalamakda degilmi, öyle olunca o dünyayida jüpiteride, hatta işginin ulaştigi süreyyayida sarip sarmalamakda degilmi, sen ben ise, yildiz mesabesine cikarsak, işde o zaman bizde uzakdakilerden haber aliriz, ve buna letaifleri caliştirmak veya cakralari caliştirmak veya ruh bedeninin güclenmesi diyoruz işde.

Rabbim mehdi askerine ve Raşidi tarikati mensublarina, zikirimz ile letaifilerini acmayi ve güclendirmeyi nasip etsin


--oOo---



أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ''

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--




Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec




Buraya TIKLA Dinle Veya Sag TIKLA indir dinle




Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20 Nisan 2017 Perşembe

Original Kar © glan



Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



17
0
0
Yorum Yaz